
Başak Ünal: “Türkiye 1906’dan beri yuvamız”
Nestlé Türkiye, 1906 yılından bu yana Türkiye’nin ekonomisine, toplumuna ve coğrafyasına katkı sağlayan bir yapılanmayla faaliyetlerini sürdürüyor. “İyi Beslen, İyi Yaşa” mottosuyla bugünün ve gelecek nesillerin yaşam kalitesini artırmayı hedefleyen şirket, 117 yıllık geçmişinde birçok ilke imza attı. Cumhuriyet tarihinin ilk global yatırımcılarından biri olan Nestlé, Türkiye’deki ilk fabrikasını 1927’de kurdu ve bugün 2 bin 800 çalışanı, 50’den fazla markası ve 800’ü aşkın ürünüyle faaliyetlerine devam ediyor. Nestlé Türkiye Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörü Başak Ünal ile şirketin Türkiye’deki yolculuğunu, sürdürülebilirlik hedeflerini, tüketici beklentilerindeki değişimleri ve markanın gelecek vizyonunu konuşmak üzere bir araya geldik…
Nestlé Türkiye, 1906’dan bu yana pazardaki varlığını güçlü bir şekilde sürdürüyor. Bu süreçte şirketin Türkiye’deki en önemli kilometre taşları neler oldu?
Nestlé Türkiye olarak, faaliyetlerimizi bireyler, aileler, evcil hayvanlar, topluluklar ve gezegenimiz için “Ortak Değer Yaratma” anlayışımızla sürdürüyoruz. “İyi Beslen, İyi Yaşa” söylemimizle bugünün ve gelecek nesillerin yaşam kalitesini artırmak için gıdanın gücünü ortaya çıkarma hedefiyle çalışıyoruz. 1906’dan beri Türkiye’nin ekonomisine, toplumuna ve çevresine fayda sağlama amacımıza odaklanıyor; “Burası Yuvamız” diyoruz. Cumhuriyet tarihinin ilk global yatırımcılarından biriyiz. Türkiye’deki tüketicilerimizle 1875’te tanıştık ve Türkiye’deki ilk fabrikamızı 1927’de kurduk. Gönülden bağlı olduğumuz, yuvamız olarak gördüğümüz ülkemizde itibar endeksine göre global şirketler arasında en güvenilir şirketiz. Bugün 2 bin 800 çalışma arkadaşımızla 9 farklı kategoride 800’ü aşkın ürün, 50’den fazla markamızla faaliyet göstermeye devam ediyoruz.
“Özellikle genç nesiller, markaların küresel sorunlara nasıl çözümler getirdiğini bilmek istiyor. Bu nedenle ‘İyi Beslen, İyi Yaşa’ felsefemizi her alanda somutlaştırmak bizim için kritik.”
“Burası Yuvamız” kampanyası, Nestlé’nin Türkiye’deki marka konumlandırmasını nasıl destekliyor?
“Burası Yuvamız” bizim için sadece bir slogan değil, 1906’dan beri gençlerimizin geleceği, toprağımızın verimi ve gıdanın iyiliği için çalıştığımız Türkiye’de var oluşumuzun en samimi tanımı. Türkiye’de ilk defa bir marka, edebiyat akımına bile adını veren Servet-i Fünun dergisinde, ürününü halka detaylı aktarabilmek için bir tanıtım ilavesi kullanıyor ve bir gazeteyle beraber dağıtıyor. Bu da Nestlé Servet-i Fünun ilavesi olarak geçiyor. 1909 yılında açtığımız ilk satış ofisimize de yer verilen ekte, Osmanlıca Nestlé yazılarının yazıldığı görülebiliyor. O yıllardan bu zamana Nestlé’nin Türkiye’deki varlığını anlattığımız reklam filmimizde de vurguladığımız gibi; ürünlerimiz, projelerimiz ve yatırımlarımız hep bu yuva hissiyatının etrafında şekilleniyor.
“Burası Yuvamız” kampanyamız kapsamında yayınladığımız kurumsal ve fabrika reklam filmlerimizde yarattığımız değeri, güçlü yerel üretimimizle sürdürülebilirlik hedeflerimizi ve istihdama bulunduğumuz katkıyı vurguluyoruz. Nestlé’de sürdürülebilirliği operasyonlarımızın her aşamasında önceliklendiriyoruz. Nestlé Türkiye olarak, REPİD çatısı altında reklam endüstrisinin karbon ayak izini azaltmayı hedefleyen Ad Net Zero’nun Türkiye’deki ilk imzacılarından biri olmaktan gurur duyuyoruz. Ad Green aracılığıyla, prodüksiyon süreçlerimizin çevresel etkisini ölçümleyerek minimize ediyor ve Nestlé’nin küresel sürdürülebilirlik yönergelerine uygun şekilde hareket ediyoruz. Filmin çekimleri sırasında, doğal ışık kullanımına öncelik verdik, şarj edilebilir bataryalar tercih ettik, dengeli beslenme seçenekleri sunduk ve atıkları ayrıştırarak geri dönüştürmek üzere harekete geçtik. Yuvamız olarak gördüğümüz Türkiye’de olumlu etkiye katkı sağlayacak adımlarla, anlamlı bir fark yaratmak için çalışmalarımızı sürdüreceğiz.
Nestlé, 1933’te Türkiye’nin ilk Antep fıstıklı çikolatası Damak’ı üretti ve yıllar içinde birçok inovasyona imza attı. Bu yolculuğa baktığınızda, Türk tüketicisinin damak zevki ve beklentileri nasıl değişti?
Damak, Türkiye’de bugün artık bir nostalji ikonu olduğu kadar, yenilikçiliğin de sembolü. Klasik bir tat olarak hâlâ ilk günkü popülaritesini korurken, yeni kuşak tüketiciler lokumlu, karamel krokanlı, ezmeli gibi zenginleştirilmiş farklı Damak çeşitlerine de ilgi gösteriyor. Bu ilgi, Türk tüketicisinin damak tadına hitap etmenin yanı sıra yeniliklere de her zaman açık olduğunu bizlere gösterdi. Yıllar içinde tüketicilerin tercihleri hızla çeşitlendi. Özellikle son 10 yılda sağlıklı beslenme trendleri yükselişe geçti. Artık insanlar sadece lezzetli ürünler değil, daha hafif alternatifler de arıyorlar. Bu da bizi Ar-Ge çalışmalarımızı genişletmeye yöneltti. Türkiye’ye özgü tatları nasıl daha yenilikçi formüllerle birleştirebiliriz diye çalışıyoruz.

Tüketici beklentilerindeki değişimler, Nestlé Türkiye’nin ürün geliştirme ve pazarlama iletişimi stratejilerini nasıl şekillendiriyor? Yeni nesil tüketicilerle bağ kurmak için nasıl bir yol izliyorsunuz?
Pandeminin etkisiyle özellikle son 5 yılda tüketicilerde sürdürülebilirlik konuları ön plana çıktı, dijitalleşme çok hızlı yayıldı. Sağlık trendlerine bağlı olarak tüketiciler beden ve ruh sağlığını daha fazla önemseyerek, alışveriş tercihlerinde daha akıllı tercihlere yöneldi. Ürünün içeriğine, üretim biçimine, ambalajının doğa dostu olup olmadığına, şirketin çevresel ve toplumsal duruşuna kadar pek çok unsura dikkat ediyorlar. Bu nedenle “İyi Beslen, İyi Yaşa” felsefemizi her alanda somutlaştırmak bizim için kritik. Dijital platformlarda, sosyal medyada ve kampüs etkinliklerinde gerçekleştirdiğimiz etkileşimlerle tüketicilere kulak veriyor, diyalog ve deneyim odaklı iletişim stratejilerini hayata geçiriyoruz.
Nestlé Türkiye, sağlık ve beslenme alanında da önemli yatırımlar yapıyor. Nestlé Health Science ve Nestlé Purina PetCare gibi kategorilerdeki stratejinizin gerisinde nasıl bir içgörü var?
2022’de açtığımız Nestlé Health Science fabrikamız, enteral beslenme ürünlerini yerel olarak üretebilmemizi sağladı. Özellikle medikal gereksinimleri olan hastalara yönelik bu ürünler, tedavi süreçlerinde yaşam kalitesini artırmaya dönük bir çözüm sunuyor. Böylece, Türkiye’den dünyanın farklı pazarlarına ihracat yapma imkânımız da doğdu. Bütün Nestlé fabrikaları arasında globalde ikinci, Avrupa’da ise birinci en yüksek solar enerji üretim kapasitesine sahip fabrika olduk. Bursa Karacabey fabrikamız Türkiye’nin en yüksek kapasiteli Enteral Beslenme Ürünleri üreten tesislerinden biri haline gelirken; operatörlerle yan yana çalışabilen güvenli robot (Cobot) teknolojileri gibi ilk kez kullanım alanı bulan üretkenlik çözümleri, en son teknoloji otomasyon sistemleri ve karbon ayak izi azaltma çözümleri de uygulanmaya başladı. Nestlé Purina PetCare tarafında ise bu yıl Balıkesir’de açılacak yeni fabrikamız hem evcil hayvan beslenmesi sektöründe büyük bir atılım hem de ülke ekonomisine katkı sağlayacak önemli bir yatırım olarak öne çıkıyor.
Önümüzdeki dönemde Nestlé Türkiye’nin büyüme hedefleri neler? Bu hedeflere ulaşmak için hangi stratejik adımları hayata geçirmeyi planlıyorsunuz?
Özellikle üretim kapasitemizi artıracak yeni yatırımlarımızla birlikte, hem iç piyasaya yönelik ürün tedariğini kolaylaştırmayı hem de ihracat imkânlarımızı genişletmeyi planlıyoruz. 2025’te Balıkesir’de faaliyete geçecek Purina PetCare fabrikamız da bu stratejinin önemli bir ayağını oluşturuyor. Ar-Ge ve inovasyon konusuna her zamankinden daha fazla yatırım yaparak, tüketicilerin hem sağlık hem lezzet beklentilerini karşılayan ürünler geliştirmeyi sürdüreceğiz. de karbon ayak izini azaltmaya, yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmeye ve geri dönüşümü mümkün kılan tasarımlara ağırlık vermeye devam edeceğiz.