
Beymen’in “Timeless Treasures” sergisi Anadolu’nun kültürel mirasını 80 eşsiz parçayla anlatıyor
Sultan II. Abdülhamid için 1886’da üretilen bir sandık bavul, İznik çinilerinden ilham alan çağdaş çantalar ve genç tasarımcıların işleri… Beymen’in 8 Kasım’da İstanbul’da açılacak “Timeless Treasures” sergisi, 55 moda markasının katkılarıyla çantanın farklı dönemlerde nasıl üretildiğini ve onu taşıyan kişi hakkında neler söylediğini inceliyor.
Beymen’in “Timeless Treasures – The Eternal Journey of the Bag” sergisi, 8 Kasım 2026’da Beymen Tersane – Galleries of Luxury’de açılıyor. 8 Şubat 2027’ye kadar ziyaret edilebilecek sergi, çantanın gündelik hayattaki işlevinin yanı sıra kişisel kimliği ve toplumsal statüyü nasıl yansıttığına odaklanıyor.
İki yılı aşkın sürede hazırlanan serginin çıkış noktasını, akademisyenlerin ve uzmanların katkılarıyla çanta yapımında kullanılan malzemeler ve geleneksel üretim teknikleri üzerine yürütülen araştırma oluşturuyor. Sergiye katılan 55 marka, Beymen için yeni tasarımlar hazırladı ya da arşiv ve koleksiyonlarından parçalar seçti. Yeni tasarımlarda İznik çinilerinin renkleri ve Anadolu’nun nakış gelenekleri öne çıkıyor. Toplam 80 parçalık seçkide, Beymen Genç Yetenekler Tasarım Yarışması’nda dereceye giren üç tasarım da yer alıyor.

Louis Vuitton arşivinden bir Osmanlı sandık bavulu
Serginin tarihsel parçalarından biri, Louis Vuitton’un 1886’da Sultan II. Abdülhamid için ürettiği sandık bavul. Paris’teki Asnières atölyesinde elde yapılan bavul, dikey çizgili dış yüzeyi ve çekmeceli iç düzeniyle dönemin seyahat alışkanlıklarına dair ipuçları sunuyor. Parça, sergi için Louis Vuitton’un Paris’teki arşivinden İstanbul’a getirildi.
“Timeless Treasures”, Beymen’in 2023’te Anadolu’da lüksün 500 yıllık tarihini konu alan “Golden Opulence” projesini izliyor. Marka, sergi, kitap ve belgeselden oluşan o projede geniş bir tarihsel çerçeve çizmişti. Bu kez aynı geçmişi tek bir nesne üzerinden ele alıyor.

Timeless Treasures sergisi yedi ana bölümde bir araya getiriyor
- Zarf ve Keselerin Gizemi (Precious Envelopes): Mektupları, fermanları ve sırları taşıyan tarihi keselerin modern yorumları.
- Cennet Bahçelerinin Büyüsü (Heavenly Gardens): İznik çinilerinden ve saray bahçelerinden ilham alan flora ve fauna motifleri.
- Altının İhtişamı (Golden Jewels): Gücün, ışıltının ve ilahi otoritenin simgesi olarak altının mücevher-çantalardaki yansıması.
- Sandıkların Asaleti (Magical Boxes): Mahremiyetin ve saklı hazinelerin koruyucusu kutu ve sandık formları.
- Göçebe Kültür Hafızası (Nomad Memories): Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan dokuma, deri ve heybe geleneklerinin bohem ve çağdaş sentezi.
- Yeniden Yorumlanan Miras – Genç Tasarımcılar (Heritage Reimagined): Geleceğin tasarımcılarının mirası yarınlara taşıyan özgün eserleri.
- Paris – İstanbul: İki dünya başkenti arasındaki derin bağı simgeleyen özel sandık.
Anadolu’nun çanta geleneğine çağdaş bir bakış
Mayhoola CEO’su ve Beymen Yönetim Kurulu Başkanı Rachid Mohamed Rachid, Türkiye’nin Asya ile Avrupa arasında kurduğu bağın serginin çıkış noktalarından biri olduğunu söylüyor. Rachid, “Türkiye’nin, Asya ile Avrupa’yı birbirine bağlayan benzersiz coğrafyasının taşıdığı zenginlikleri küresel ölçekte yeniden hatırlatmayı ve bu değerleri çağdaş lüks değerleriyle geleceğe taşımayı öncelikli hedef olarak sahipleniyoruz” diyor.
Rachid’e göre hem Anadolu’nun kültürel mirasına hem de lüksün geleceğine duydukları inanç, Beymen’in uluslararası moda çevrelerinde de ilgi gördüğünü belirttiği projelere yön veriyor. Timeless Treasures’ta ise bu yaklaşımın merkezinde, Anadolu’nun çok kültürlü geçmişinden izler taşıyan çanta var. Rachid, İstanbul’un bu hikâyedeki yerini şöyle anlatıyor: “Dünyanın en değerli şehirlerinden biri olan İstanbul’da, Beymen Tersane’nin müthiş ortamında, lüksün geçmişle gelecek arasında kurduğu köprüde bu kez çantalar yer alıyor. Anadolu’nun çok kültürlü mirasının en incelikli ürünlerinden biri olan çantaya çağdaş lüks perspektifinden bakarak onu yeniden yorumlayan projemizi gururla hayata geçiriyoruz.”
“Çantayı yalnızca işlevsel bir aksesuar olarak değil; kişisel kimliğin, hafızanın, estetiğin ve zanaatın zamansız taşıyıcısı olarak ele alıyoruz”
Beymen Group CEO’su Elif Çapçı, Beymen’in lüks anlayışında kültürün, sanatın, yaratıcı düşüncenin ve kaliteli yaşam arzusunun bir araya geldiğini söylüyor. Çapçı’nın “bir yaşam sanatı” olarak tanımladığı bu anlayış, iki yılı aşkın bir hazırlık sürecinde, alanında uzman isimlerin katkılarıyla şekillenen Timeless Treasures’ın da temelini oluşturuyor.
Çapçı, serginin neden çantaya odaklandığını anlatırken “Çantayı yalnızca işlevsel bir aksesuar olarak değil; kişisel kimliğin, hafızanın, estetiğin ve zanaatın zamansız taşıyıcısı olarak ele alıyoruz” diyor. Projeye katılan 55 marka ve tasarımcının bir bölümü Anadolu’nun kültürel mirasından yola çıkarak Beymen için yeni çantalar tasarlarken bir bölümü de arşiv ve koleksiyonlarından parçalar seçti. Çapçı’ya göre ortaya çıkan 80 parçalık seçkide her tasarım lükse dair farklı bir hikâye anlatıyor.
Serginin bir diğer ayağını ise Beymen Genç Yetenekler Tasarım Yarışması oluşturuyor. “Timeless Treasures’ı kurgularken genç Türk tasarımcıları da bu hikâyenin önemli bir parçası olarak gördük. Beymen Genç Yetenekler Tasarım Yarışması ile üniversite öğrencilerimizi kültürel mirasımızı çağdaş lüks tasarımıyla buluşturmaya davet ettik” diyen Çapçı, jürinin seçtiği üç tasarımın uluslararası modaevlerinin eserleriyle aynı sergide yer aldığına dikkat çekiyor. Çapçı, bu birliktelikle genç tasarımcıların işlerinin uluslararası alanda görünürlük kazanmasını ve Türk tasarımının geleceğine katkıda bulunmayı hedeflediklerini söylüyor.
Bir çanta, onu taşıyan kişi hakkında ne söyler?
Serginin küratörü ve yazar Laurence Benaïm, Timeless Treasures’ın ardındaki fikri Anadolu’nun yüzyıllara yayılan kültürel mirası ile modaevlerinin bu mirasa bugünden nasıl baktığı üzerinden anlatıyor. Benaïm, “Bu sergide çantayı yalnızca bir moda aksesuarı olarak değil; kimliğin, belleğin, kültürün ve zanaatkârlığın zamansız bir ifadesi olarak ele alıyoruz” diyor.
Seçkinin kurgusunda Doğu ile Batı arasında yüzyıllardır süren kültürel etkileşimin belirleyici olduğunu söyleyen Benaïm’e göre bu etkileşimi her çantanın kendi hikâyesi üzerinden okumak mümkün. Benaïm, “Doğu ile Batı arasında yüzyıllardır süregelen kültürel etkileşimden ilham alarak, her biri kendine özgü bir hikâye anlatan eşsiz eserler aracılığıyla geçmişin zenginliğini çağdaş yaratıcılıkla buluşturmayı amaçladık” diyor.
Benaïm’e göre ziyaretçilerin sergide izleyebileceği hatlardan biri de çantaya yüklenen anlamın tarih boyunca nasıl değiştiği. Küratör, Beymen’in kültürel mirası koruma ve gelecek kuşaklara aktarma yaklaşımını bu çerçevede ele alıyor. İstanbul’un farklı kültürlerden beslenen geçmişi de sergide, modaevlerinin malzeme, biçim ve zanaat tercihleri üzerinden yeniden yorumlanıyor.
