
Sürdürülebilirliğin yeni yıldızı: Refill
Tek kullanımlık ambalajların çevreye verdiği zarar her geçen gün daha fazla tartışılırken, sürdürülebilir alternatifler de hızla yaygınlaşıyor. Tüketiciler artık sadece ürünün içeriğine değil, ambalajının çevresel etkilerine de dikkat ediyor ve daha az atık üreten, yeniden doldurulabilir (refill) seçeneklere yöneliyor. Daha az atık, daha bilinçli tüketim ve sürdürülebilir bir gelecek için refill hareketi hem markalar hem de tüketiciler için yeni bir dönemi işaret ediyor. Peki, yeniden doldurulabilir ürünler, sürdürülebilir tüketim alışkanlıklarını nasıl değiştiriyor? Markalar, refill konseptiyle hem çevre dostu hem de ekonomik çözümler sunarak tüketicilerle nasıl daha güçlü bağlar kuruyor? Türkiye’de refill sistemine olan ilgi hangi noktada?
Tüketici alışkanlıkları her geçen gün büyük bir ivmeyle değişiyor değişmesine ancak bu değişim sadece daha hızlı, daha kolay ve daha ulaşılabilir ürün talebine dayanmıyor. Aynı zamanda, çevreye duyarlılık ve sürdürülebilirlik talepleri de bu dönüşümün önemli bir parçası. “Refill” yani yeniden doldurulabilir ürünler, bu ihtiyacı karşılamak adına büyüyen bir pazarın öncüsü olarak karşımıza çıkıyor.
Güzellikten temizlik ürünlerine kadar pek çok sektörde kendine yer bulan refill hareketi, tüketicilerin tek kullanımlık ambalajlardan kaçınarak daha sürdürülebilir bir yaşam biçimini desteklemelerini sağlıyor.
Hem çevre dostu hem de ekonomik bir model
Günümüz dünyasında sürdürülebilirlik, yalnızca çevreyi koruma amacıyla değil, aynı zamanda ekonomik anlamda da önemli bir strateji olarak karşımıza çıkıyor. Bu bağlamda, yeniden doldurulabilir ürün sistemleri, çevre dostu bir yaklaşımın ötesine geçerek, ekonomik kalkınmayı da destekleyen güçlü bir model haline geldi. Refill sistemi hem doğa üzerindeki baskıyı hafifletiyor hem de ekonomilere uzun vadeli faydalar sağlıyor.
Refill’in sürdürülebilirliğe bir diğer katkısı ise enerji ve kaynak verimliliği. Geleneksel ambalaj üretimi, yüksek enerji ve su tüketimi gerektirirken, yeniden doldurulabilir ambalajlar bu süreci büyük ölçüde hafifletiyor. Ayrıca, refill sistemlerinin yaygınlaşması, üreticilerin kaynaklarını daha verimli kullanmalarını sağlıyor ve bu da karbon ayak izlerinin azalmasına da yardımcı oluyor.

Refill konseptinin zorlukları…
Refill sistemi, sürdürülebilirlik ve çevre dostu çözümler sunma adına önemli bir adım olarak hızla yayılsa da bu konseptin yaygınlaşması bazı zorluklarla karşı karşıya… Tüketici alışkanlıklarının değiştirilmesinden lojistik altyapı gereksinimlerine, hijyenik standartlardan yasal düzenlemelere kadar bir dizi engel, refill modelinin etkili bir şekilde uygulanmasını zorlaştırıyor.
1. Tüketici alışkanlıklarının değiştirilmesi:
Refill modeli, alışılmadık bir sistem olduğundan, tüketicilerin mevcut alışkanlıklarını değiştirmeleri zaman alabiliyor. İnsanlar, alışverişte pratiklik aradıkları için, tekrar doldurulabilir ambalajlara yönelmek başlangıçta zorlu olabiliyor. Markaların, refill sistemlerini kullanmak için tüketicilere eğitim vermeleri ve bu sistemin sunduğu faydaları anlatmaları önemli bir adım.
2. Lojistik ve dağıtım zorlukları:
Refill sistemlerinin etkin bir şekilde işleyebilmesi için lojistik altyapısının güçlü olması gerekiyor. Yeniden doldurulabilir ambalajların, kullanıcılar tarafından kolayca ulaşabileceği noktalara dağıtılması ve toplama sistemlerinin kurulması büyük bir organizasyon gerektiriyor. Bu noktada, markaların başarılı bir dağıtım ağı oluşturması ve refill istasyonları kurması önemli bir zorluk teşkil ediyor.
3. Hijyen ve güvenlik:
Refill sistemlerinde en büyük endişelerden biri hijyen ve güvenlik. Yeniden doldurulabilir ambalajların güvenli bir şekilde temizlenip, ürünlerle temas etmeden kullanıma sunulması gerekir. Bu süreçlerin doğru şekilde yönetilmemesi, tüketicilerin sağlık açısından endişelenmelerine yol açabilir. Markaların, refill ürünleri ile hijyenik koşulları sağlamak adına ciddi önlemler alması gerekiyor.
4. Yasal düzenlemeler ve standartlar:
Refill pazarının gelişimi, aynı zamanda yasal düzenlemelere ve sektörel standartlara da bağlı. Ülkeler arasında farklı yasal düzenlemeler ve standartlar bulunması, markaların uluslararası alanda refill sistemlerini uygulamalarını zorlaştırabiliyor. Bu durum, markaların yerel pazarlarda faaliyet gösterirken karşılaştıkları zorlukları artırabiliyor.
Refill sistemi globalde nasıl işliyor?
Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) de refill ürünler konusunda farklı regülasyonlarla çevre dostu uygulamaları destekliyor.
Avrupa Birliği (AB) çevre dostu uygulamaları teşvik eden birçok düzenleme uyguluyor. “Avrupa Yeşil Mutabakatı”, refill sistemlerinin yaygınlaşmasını amaçlarken, “Plastik Atık Yönergesi” tek kullanımlık plastikleri yasaklıyor ve refill ürünlerin kullanımını teşvik ediyor. Ayrıca, geri dönüşüm ve sürdürülebilir ürün tasarımına yönelik düzenlemelerle refill ürünlerin yaygınlaştırılması sağlanıyor. Tüketicilerin doğru bilgi alabilmesi için refill ürünlerin etiketlenmesi de zorunlu hale getirildi.
ABD’de refill sistemleri, genellikle eyalet bazında düzenleniyor. Kaliforniya, sıfır atık politikaları ve refill istasyonlarıyla öncü bir rol üstleniyor. Diğer eyaletlerde ise plastik atıklarını azaltmaya yönelik yasalar refill sistemlerini teşvik ediyor.
Federal düzeyde ise Çevre Koruma Ajansı (EPA), çevre dostu ürünlere finansal teşvikler sunuyor, ancak daha kapsamlı bir regülasyon henüz oluşturulmuş değil. Tüketici eğitimi ve refill ürünlerinin doğru şekilde etiketlenmesi, sistemin yaygınlaşmasında önemli bir yer oynuyor.
Asya Pasifik bölgesinde refill ürünlere yönelik ilgi henüz Avrupa ve ABD kadar yoğun olmasa da hızla artıyor. Çin, Japonya ve Güney Kore gibi ülkelerde, özellikle büyük şehirlerde refill ürünlerin popülaritesi yükseliyor. Asya’daki büyük markalar, çevre dostu alternatiflere yönelerek refill ürünlere olan talebi artırıyor.

Güzellik sektöründe “refill” hareketi
Refill konsepti, temelde iki unsura dayanıyor: Ambalaj ve ürün. Markalar, ürünlerini yeniden doldurulabilir ambalajlarla sunarak, tüketicilerin sadece ürünü almak yerine, mevcut ambalajlarını tekrar kullanmalarına olanak tanıyor. Örneğin, bazı kozmetik markaları, tüketicilerin cilt bakım ürünlerini sadece ambalajlarını doldurarak yeniden alabilecekleri sistemler geliştiriyor. Bu ürünler, yalnızca tek kullanımlık plastik ambalajların sayısını azaltmakla kalmıyor, aynı zamanda tüketicilere uzun vadeli tasarruf imkanı da sunuyor.
- Refill konseptinde öncü markalardan biri olan vücut bakım markası L’Occitane, 2008 yılında “Eco-refill” olarak bilinen yeniden doldurma sistemini hayata geçirdi. Marka, mağazalarındaki dolum istasyonlarının sayısını artırmayı ve 2025 yılı itibarıyla tüm yeniden doldurulabilir ambalajlarını geri dönüştürülebilir hale getirmeyi hedefliyor.
- Güzellik devlerinden L’Oréal, birden fazla markasıyla refill stratejisini yaygınlaştırıyor. Lancôme, Giorgio Armani, Yves Saint Laurent ise lüks parfüm segmentinde refill sistemine geçerek premium ürünlerde de bu trendi destekliyor. Kerastase, refill şampuan ve saç yağı ürünleriyle çevre dostu ambalajları yaygınlaştırıyor. Kiehl’s, yüz kremi, yüz yıkama jeli, şampuan, vücut nemlendiricisi ürünlerinde refill seçeneklere yer vererek çevreyi koruyor.
- Unilever de sürdürülebilirlik stratejileri kapsamında refill ürünlere olan yatırımlarını artırıyor. Omo, Unilever’in sürdürülebilirlik stratejileri çerçevesinde refill ürünler sunmaya başlayan markalardan biri. Bazı pazarlarda, Omo, refill istasyonları veya yenilikçi refill paketleme çözümleri sunarak ürünlerin yeniden doldurulabilmesini sağlıyor. Bu sayede, tüketiciler boş şişelerini mağazalarda doldurabiliyor. Omo ve Migros’un iş birliği yaptığı “Yeniden Dolum Ünitesi” projesi bu anlamda dikkat çekici.
Doğru uygulanmazsa daha çok zarar verebilir

İklim Bilimci
✓ Yeniden doldurulabilir ürünler, sürdürülebilirlik açısından önemli bir rol oynayabilir ve plastik kullanımını ve karbon ayak izini azaltmada etkili olabilir. Ancak bu etkinin derecesi, ürünün tasarımı, kullanım ömrü, tüketici davranışları ve geri dönüşüm altyapısı gibi birçok faktöre bağlı.
✓ Şampuan, deterjan veya temizlik ürünlerini yeniden doldurmak için kullanılan büyük boyutlu ve çok seferlik kullanılan ambalajlar, nispeten daha küçük tek kullanımlık şişelere kıyasla daha az plastik gerektirir. Burada önemli olan yeniden doldurmak için kullanılan kapların uzun ömürlü ve dayanıklı olması. Aksi takdirde, sık sık değiştirilmesi gereken yeniden doldurulabilir ürünler, plastik kullanımını daha da artırabilir.
✓ Yeniden doldurulabilir ürünler, üretim ve nakliye süreçlerinde daha az kaynak kullanılmasını sağlayarak karbon ayak izini azaltabilir. Örneğin, büyük boyutlu refill paketleri, küçük şişelere kıyasla daha az ambalaj malzemesi ve daha az nakliye gerektirir.
✓ Kozmetik ve temizlik ürünleri gibi alanlarda refill sistemleri yaygın olarak kullanılabilir olsa da gıda veya ilaç gibi sektörlerde hijyen ve güvenlik nedeniyle uygulanması daha zor olabilir. Ancak unutmayalım, eskiden çoğu gıda ürünü bakkallarda açık satılırdı ve hijyeni bu kadar dert etmezdik. Şimdi, belki de abartılı hijyen arzumuz yeryüzünü koruma isteğimizin çok üzerine tırmandı.
✓ Büyük kozmetik, temizlik ve gıda markalarının refill sistemlerini yaygınlaştırması için çeşitli teşvik mekanizmaları oluşturulabilir. Bu teşvikler hem şirketlerin refill sistemlerine yatırım yapmasını kolaylaştırmalı hem de tüketicilerin bu sistemleri tercih etmesini sağlamalı. Bu teşviklerin başında yatırım yapan şirketlere vergi indirimleri veya muafiyetler gelmeli. Refill sistemleri için altyapı kurmak isteyen firmalara devlet destekli hibe veya düşük faizli yeşil krediler sunulabilir. Ancak ülkemizde daha kullanışlı olan yöntem havuç yerine sopadır.
Avrupa’da, refill sistemi gibi ambalaj azaltımını destekleyen faaliyetlerin yaygınlaşması bekleniyor

Escarus TSKB Sürdürülebilirlik Danışmanlığı CEO’su
✓ Avrupa’da yıllardır yaygın bir şekilde kullanılan bazı ambalaj atıklarının depozito iade sistemi aracılığıyla toplanması ve döngüsel ekonomiye dahil edilmesi refill konseptinin yaygınlaşması için ilham verici olabilir. Avrupa’daki bazı marketlerde refill bölümleri ve şirketlerin pilot uygulamaları oldukça sık görülüyor. Mesela Hollanda’da bir markette 50’den fazla ürün refill konseptiyle ambalajsız bir şekilde tüketicilere sunuluyor ve yeniden doldurulabilir ambalaj kullanan markalar teşvik ediliyor.
✓ Türkiye’de refill sistemlerinin yaygınlaşması, öncelikle tek kullanımlık ambalaj atıklarının azalmasına katkı sağlayarak geri dönüşüme ve düzenli depolamaya giden atık miktarını düşürebilir. Bu sayede, atık hiyerarşisinin en öncelikli aşaması olan atığın kaynağında azaltılması teşvik edilerek geri dönüşüm tesislerine duyulan ihtiyaç azaltılabilir ve etkin bir şekilde toplanamayan ambalaj atıklarının düzenli depolamaya gitmesiyle oluşabilecek çevresel etkiler en aza indirilebilir.
✓ Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın birçoğu refill sisteminin sunduğu faydalarla destekleniyor. Yeşil Mutabakat perspektifi çerçevesinde AB’de yayımlanan Döngüsel Ekonomi Eylem Planı ambalaj sektörünü döngüsellik potansiyeli yüksek sektörler arasında değerlendiriyor ve bu alana yoğunlaşılacağını belirtiyor. İlk etapta Avrupa’da, refill sistemi gibi ambalaj azaltımını destekleyen faaliyetlerin yaygınlaşması bekleniyor. İhracatının büyük bir bölümünü Avrupa’ya yapan Türkiye’nin de yakın coğrafyadaki yeni standartlar ve arayışlardan etkilenmesi güçlü bir olasılık.