
“Yaratıcılığın satınalma ile imtihanı” Marketing Türkiye Ekim sayısında!
Şirketlerin ürün alımlarında maliyet, kalite ve verimlilik üzerinden karar veren satınalma birimleri, pazarlama ve iletişim söz konusu olduğunda paha biçilmesi güç bir alanla karşılaşıyor: Yaratıcılık. Fiyatın somut, yaratılacak değerin ise çoğu zaman henüz görünmez olduğu bu denklem, sektörün masaya yatırması gereken kritik bir tartışma alanı yaratıyor. Marketing Türkiye Ekim sayısının kapak dosyasında, meseleyi her yanıyla gözlemleyen sektör liderlerine satınalma-pazarlama-ajans üçgeninin tüm açılarını soruyor…
Marketing Türkiye Ekim sayısında, YouGov imzalı “Türkiye’nin Çevrimiçi Arama Envanteri” araştırması, yapay zekayla birlikte markaların “tanınmadan tercih edilebildiği” yeni tüketici yolculuğunu ortaya koyuyor. Twentify’ın “Asılabilen Kağıt Havlu Tüketici Araştırması”, gündelik hayatın alışıldık bir ürününde yeni formatın yarattığı karşılığı ölçerken, “Tokluk ekonomisi” dosyası ise GLP-1 ilaçlarıyla değişen tüketim alışkanlıklarının gıdadan modaya uzanan etkilerinin izini sürüyor.
Hız kadar doğru anı ve duyguyu okumanın da belirleyici olduğu “Refleks Pazarlaması”, anlık hamleleri kalıcı marka değerine dönüştürmenin yollarını tartışmaya açıyor. “Yeni nesil fast food’un yerli devrimi”, geleneksel lezzetleri yeni iş modelleriyle büyüten markaların Türkiye’nin fast food kültürünü nasıl dönüştürdüğüne odaklanıyor. Marketing Türkiye ve Herm.io iş birliğiyle hazırlanan AI Görünürlük Raporu da yapay zeka asistanlarının en çok önerdiği markaları ve kategorilerin liderlerini gözler önüne seriyor.
Bu seçkiye; “Gerçek maharet, sınırların varlığında kendini gösterir” diyen Avni Dilber’in reklamcılığın yeni kurallarına ilişkin değerlendirmeleri ve Vestel’den Duygu Badem Uylukçuoğlu’nun “Biz Voleybol Ülkesiyiz” söyleminin toplumsal karşılığını anlattığı röportajı eşlik ediyor. “Kişiselleştirilmiş içerik enflasyonu yaşıyoruz” tespitiyle Kerem Ayırtman iletişim sektörünün geleceğini tartışırken HAUS Kurucu Ortakları Ayça Güneş ve Fuat Ocak, İstanbul-Amsterdam hattında kurdukları yaratıcılık köprüsünü anlatıyor.
Keyifli okumalar…
Pedro Pina: Televizyon yok olmadı, YouTube’a dönüştü

Araştırmalara göre Türkiye’de izleyicilerin yüzde 91’inin en sevdiği video platformu konumuna yükselen YouTube, dijital pazarlamanın ve yayıncılığın sınırlarını yeniden çiziyor. YouTube EMEA Başkan Yardımcısı Pedro Pina, “Televizyonu yenmeye çalışmıyoruz. Televizyonun kendisi YouTube’a dönüştü zaten” sözleriyle değişen izleme alışkanlıklarına işaret ederken, markalara “Erişim satın alınabilir ama güven satın alınamaz” mesajını veriyor. “Marketing Türkiye YouTube Rating Report” içinse “Hem emeğinin görülmesini hak eden içerik üreticileri için hem de izleyicinin gerçekte nerede olduğunu anlamaya çalışan sektör paydaşları için çok kıymetli” diyen Pina ile içerik üreticilerinin medya planlarındaki merkezi konumundan yapay zekanın “yardımcı pilot” rolüne kadar sektörün öne çıkan başlıklarını konuştuk.
Tanınmadan tercih edilme çağı: “Word of AI”

Word of mouth’un yanına “Word of AI” etkisinin eklendiği günümüzde, yapay zekanın önerdiği marka olmak pazarlama dünyasının en güncel gündemlerinden biri…
Marketing Türkiye adına YouGov Araştırma Şirketi’nin gerçekleştirdiği “Türkiye’nin Çevrimiçi Arama Envanteri” araştırmasına göre katılımcıların yüzde 51’i, yapay zekanın önerdiği ve daha önce tanımadığı bir markayı değerlendirmeye hazır. Peki, bu yeni keşif yolu pazarlama hunisini nasıl değiştiriyor?
Büyük markaların bilinirlik avantajı sürerken bir yandan da “yenilere” bir rekabet kapısı mı açılıyor? Bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilen araştırma, Türkiye’de tüketicinin yapay zekayla kurduğu ilişkiyi mercek altına alırken aramadan danışmaya uzanan yolculuğun markalar için “önerilebilir” olmayı nasıl önemli hale getirdiğini ortaya koyuyor…
Avni Dilber: “Gerçek maharet, sınırların varlığında kendini gösterir”

1 Ağustos itibarıyla reklamcılık dünyasında yeni bir dönem başladı. Hedefli reklamlardan yapay zekayla üretilen içeriklere, influencer iletişiminden indirimli satışlara kadar sektörün pek çok alanında yeni kurallar devrede. Peki, bu yeni dönem reklamveren, ajans ve içerik üreticileri için ne söylüyor? Yaratıcılığın sınırları nerede başlıyor, tüketiciyi koruma sorumluluğu nerede devreye giriyor? Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürü Avni Dilber ile reklamcılık ekosisteminde değişen kuralları ve sektörün yeni dönemde dikkat etmesi gereken başlıkları konuştuk.
Dilber, “Gerçek maharet, sınırların varlığında kendini gösterir” diyerek yaratıcılık ve tüketicinin korunması arasındaki dengenin şeffaflık ve dürüstlük üzerinden kurulması gerektiğine dikkat çekiyor.
Yapay zekanın önerdiği markalar

Tüketicinin ürün keşfinde yönünü yapay zeka asistanlarına çevirmesi, markalar için yepyeni bir görünürlük dönemi başlattı. Marketing Türkiye ve Herm. io iş birliğiyle hazırlanan AI Görünürlük Raporu; ChatGPT’den Gemini’a, Perplexity’den Grok’a kadar yapay zekanın en çok hangi markaları önerdiğini ve kategorilerin liderlerini ortaya koyuyor.
Biz nasıl voleybol ülkesi olduk?

Bir marka sloganı nasıl olur da bütün bir ülkenin diline dolanır, söylemden çıkıp ülke gerçekliğine dönüşür? “Biz Voleybol Ülkesiyiz” sloganın hikayesi işte bu sorunun da yanıtını saklıyor içinde… Vestel Global Pazarlama, Yurt İçi Satış ve Müşteri Hizmetleri Genel Müdürü Duygu Badem Uylukçuoğlu ile bir marka vizyonunun nasıl toplumsal bir gerçekliğe dönüştüğünü, kadın voleybolunun yeni nesillerin hayallerini büyüten gücünü ve bu uzun soluklu yol arkadaşlığının geleceğini konuştuk.
Kağıt havluda yeni dönem asılabilir formatla başlıyor

Kağıt havlular, mutfaktan banyoya uzanan kullanım alanıyla evlerin gündelik ihtiyaçlarında güçlü bir yer tutuyor. El kurulama, dökülenleri temizleme ve anlık krizlere müdahale gibi farklı kullanım anlarında tüketicinin başvurduğu ürün, şimdi yeni bir formatla dönüşüyor. Marketing Türkiye adına Twentify tarafından gerçekleştirilen “Asılabilen Kağıt Havlu Tüketici Araştırması” kategorinin yeni oyuncusu asılabilir kağıt havluların tüketici nezdinde güçlü bir karşılık bulduğunu ortaya koyuyor.
İstanbul-Amsterdam hattında yeni bir “HAUS”

İstanbul’daki yaratıcı birikimini Amsterdam’a taşıyan HAUS, bu hamleyi yeni bir pazara girmekten ziyade etki alanını küresele yayma yolculuğu olarak tanımlıyor. Hedefinde ise “daha büyük” olmaktan çok, daha geniş düşünmek, farklı perspektiflerle sınanmak ve İstanbul ile Amsterdam arasında çift yönlü bir yaratıcılık köprüsü kurmak var. HAUS Kurucu Ortakları Ayça Güneş ve Fuat Ocak ile ajansın global büyüme stratejisini, yapay zekayla dönüşen reklamcılığı ve sınırları aşan yaratıcı ortaklık vizyonunu konuştuk.
Yeni nesil fast food’un yerli devrimi

Hamburger, patates ve gazlı içecekle özdeşleşen fast food kültürü Türkiye’de kendi rotasını çiziyor. Dönerden dürüme, pideden çıtır tavuğa, burgerden sokak lezzetlerine uzanan yerli markalar, global zincirlere alternatif üretmenin ötesinde; Türkiye’nin kendi fast food kategorilerini yaratıyor. Geleneksel lezzetler standart reçeteler, hızlı servis, franchise modelleri, dijital sipariş ve yeni restoran deneyimleriyle yeniden paketlenirken fast food’un Türkiye’deki tanımı da genişliyor. Asıl değişim ise ürünün kendisinden çok, o ürünün nasıl markalaştığında yaşanıyor.
“Tokluk ekonomisi”ne hazır mısınız?

Bir zamanlar yalnızca diyabet tedavisinin konusu olan GLP- 1 ilaçları, bugün iştahı olduğu kadar tüketim alışkanlıklarını da değiştiriyor.Daha küçük porsiyonlar, daha yoğun besin değeri, kas kaybına karşı güç antrenmanı, bedeni değişen tüketiciye göre yenilenen gardıroplar…KPMG’nin “Tokluk Ekonomisi” olarak tanımladığı bu yeni dönemde, halk arasında “zayıflama iğnesi” olarak adlandırılan GLP-1 tedavilerinin etkisi eczanenin dışına taşıyor; gıdadan takviye ürünlerine, fitness’tan yeme-içmeye, güzellikten modaya uzanan yeni bir ekonomi doğuyor.
Beyaz yakalı değil influencer yakalı!

Sabah çalan alarm, hızla hazırlanma telaşı, yolda yudumlanan bir kahve, art arda gelen toplantılar ve mesai bitimi spor salonu…
Bir zamanlar beyaz yakalıların dışarıdan bakıldığında tekdüze görünen bu rutinleri artık akıllı telefonların ekranlarından milyonlara ulaşıyor.
Beyaz yakalılar paylaştıkları videolarla birer influencer’a dönüşürken kimi şirketler bu duruma mesafeli yaklaşıyor kimleri ise influencer çalışanları cesaretlendirecek programlar başlatıyor.
COP31’e doğru: Duyarlılık yüksek, dönüşüm beklemede

Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapmaya hazırlandığı bu dönemde, toplumun beklentileriyle iş dünyasının hazırlığı arasındaki mesafe dikkat çekiyor. Kuantum Araştırma’nın Marketing Türkiye için gerçekleştirdiği COP31 Türkiye Araştırması, iklim gündemini hem toplum hem de işletmeler nezdinde ele alarak kapsamlı bir analiz sunuyor. Farkındalıktan satın alma davranışına, marka güveninden şirketlerin eylem kapasitesine uzanan bulgular, sürdürülebilirlikte aşılması gereken eşikleri de ortaya koyuyor.
Saniyeler değil, bağlam yarışı: Refleks Pazarlaması

Gündem artık kampanya takvimine bakmıyor. Bir maçın beklenmedik sonucu, rakibinizin bir hamlesi ya da tüketicinin tek bir paylaşımı, markalara birkaç saat içinde açılıp kapanan iletişim fırsatları yaratıyor. Peki, o kapıdan geçip akılda kalmanın sırrı ne? Hızlı karar mekanizmaları mı, yaratıcı sezgiler mi, tüketicinin duygusunu doğru okumak mı? Gelin önce başarılı örnekler ve sektörün önde gelen isimlerinin görüşleriyle refleks pazarlamanın perde arkasına bakalım, ardından anlık bir hamleyi kalıcı marka değerine dönüştüren unsurların izini sürelim…
Kerem Ayırtman: Kişiselleştirilmiş içerik enflasyonu yaşıyoruz

PR sektöründeki klasik “iletişimci” kalıplarını kıran bir kariyer yolculuğu var Communication Partner Kurucusu Kerem Ayırtman’ın… 23 ülkede Nescafé markasının genel müdürlüğünü üstlenen Ayırtman, bu tecrübesini ajans dünyasına taşıyarak, markaların büyüme, karlılık ve iş süreçlerini merkeze alan bir ajans anlayışı inşa ediyor… Ayırtman ile görünürlükten öte markaların somut iş sonuçlarına odaklanan yeni nesil iletişim yaklaşımını ve PR sektörünün geleceğini konuştuk. Klasik “PR ajansı” tanımının artık geçerli olmadığını dile getiren Ayırtman, yapay zeka ile birlikte de sektörün tam bir kişiselleştirilmiş içerik enflasyonu yaşadığını dile getiriyor.
Pırlantadan süpürgeye: Marka genişlemesinde sınır nerede?

Uygun fiyatlı giyim markası pırlantaya, süpürge üreticisi diş fırçasına, akaryakıt markası ise yeme-içme sektörüne uzanıyor… Markalar, sahip oldukları güveni ve marka gücünü yeni kategorilere taşıyarak büyüme alanlarını her geçen gün genişletiyor. Kimi marka genişlemeleri tüketicide doğal bir karşılık bulurken kimileri ise eleştirilerin odağına yerleşiyor. Markaların kategori sınırlarını aşan hamleleri çoğalırken günümüzün sorusu da beliriyor: Marka genişlemesinde sınır nerede başlıyor, nerede bitiyor?
