
Ekrandan kopamıyor, atığından korkuyor: Z kuşağının dijital ikilemi
Kaspersky’nin Uluslararası Elektronik Atık Günü kapsamında paylaştığı araştırmaya göre, dijital teknolojileri yoğun kullanan Z kuşağı, bu teknolojilerin çevresel etkilerine ilişkin farkındalığıyla da öne çıkıyor. Z kuşağı katılımcılarının yüzde 20’si dijital altyapının çevreye verdiği zararı gelecek nesiller için ciddi bir risk olarak değerlendirirken, yüzde 22’si aşırı tüketim ve artan atık miktarından endişe duyuyor.
Uluslararası Elektronik Atık Günü kapsamında Kaspersky, Z kuşağının davranışlarındaki dikkat çekici bir tezatı mercek altına alıyor: Dijital teknolojileri en yoğun kullanan Z kuşağı, aynı zamanda teknolojinin çevre üzerindeki etkilerine dair farkındalıkta da başı çekiyor.
Araştırmaya katılan her 10 Z kuşağı temsilcisinden yaklaşık 6’sı, yani yüzde 59’u, dijital ortamda kendini yetkin ve güvende hissettiğini belirtiyor. Bununla birlikte bu kuşak, cihazların üretimi ve yenilenmesi için kullanılan doğal kaynakların yanı sıra artan verinin depolanması, işlenmesi ve iletilmesi için gereken dijital altyapının çevresel maliyetinin de farkında.
Kaspersky’nin verilerine göre Z kuşağı katılımcılarının yüzde 20’si dijital altyapı kaynaklı çevresel zararları gelecek kuşaklar için risk olarak görüyor. Bu oran, araştırmaya dünya genelinde katılan tüm kuşaklar arasında en yüksek seviyede bulunuyor. Aşırı tüketim ve artan atık miktarı konusunda endişe duyanların oranı ise genel katılımcılarda yüzde 19 iken Z kuşağında yüzde 22’ye yükseliyor.
Öte yandan katılımcıların yüzde 11’i, yeşil veri merkezlerini geleceğe yönelik umut verici bir eğilim olarak değerlendiriyor.
Z kuşağının beklentileri teknoloji sektörünü değiştirebilir
Araştırma sonuçları, Z kuşağının tüketici, çalışan ve geleceğin karar vericileri olarak teknoloji sektörünün sürdürülebilirlik yaklaşımını şekillendirebileceğine işaret ediyor. Bu kuşağın dijital teknolojilerin çevresel etkilerine ilişkin farkındalığının artması, daha sürdürülebilir çözümlere yönelik talebi güçlendirebilir.
Bu kapsamda öne çıkan alanların başında dijital altyapıda enerji verimliliğinin artırılması geliyor. Bulut bilişim, yapay zeka ve veri yoğun teknolojilere yönelik talep büyürken bilgi işlem kaynaklarının daha verimli kullanılması, veri merkezleri ve ağların enerji verimliliğinin yükseltilmesi, dijital hizmetlerin çevresel etkisini sınırlandırmaya yardımcı olabilir.
Teknoloji üretiminin çevresel etkisinin azaltılması da önemli başlıklar arasında yer alıyor. Dijital cihaz ve altyapı üretiminde kullanılan ham maddelerin, malzemelerin ve üretim süreçlerinin daha dikkatli yönetilmesi; tedarik zincirlerinde sorumlu uygulamaların yaygınlaşmasını, kaynak tasarruflu üretimi ve teknik olarak mümkün olan alanlarda geri dönüştürülmüş malzeme kullanımını destekleyebilir.
Uzun ömürlü cihazlar atığı azaltabilir
Cihazların kullanım ömrünün uzatılması ise elektronik atık miktarını azaltabilecek bir diğer adım olarak öne çıkıyor. Daha dayanıklı ve tamiri kolay cihazların geliştirilmesi, mevcut donanımların daha uzun süre kullanılması ve sorumlu geri dönüşüm bilincinin yaygınlaştırılması, sık cihaz değişiminden kaynaklanan çevresel yükün hafifletilmesine katkı sağlayabilir.
Kaspersky ESG ve Sürdürülebilirlik Başkanı Maria Losyukova, dijital teknolojilerle büyüyen kuşağın dijital dünyanın çevresel maliyetini de en fazla fark eden kuşak olmasının dikkat çekici olduğunu belirtti. Losyukova, Z kuşağının beklentilerinin daha çevreci teknolojilere geçişi tek başına yönlendireceği anlamına gelmediğini, ancak bu beklentilerin gelecekte giderek daha belirleyici olabileceğini ifade etti. Teknoloji sektörünün inovasyonu yalnızca performans ve güvenlik üzerinden değerlendirmemesi gerektiğini vurgulayan Losyukova, kaynakların ne kadar verimli kullanıldığına ve geliştirilen teknolojilerin kullanım ömrünün nasıl yönetildiğine de odaklanılması gerektiğini söyledi.
